22 Haziran 2008 Pazar
17 Haziran 2008 Salı
Gıybetten Kazanç..

Başkalarının eksik ve zaaflarını arkalarından anlatmayı alışkanlık haline getiren bir gıybetçi adam, çevresindeki bir maneviyat büyüğünün de gıybetini yapmaktan çekinmiyordu.
Bu yüzden de gıybetçiyi çevrede kimse sevmiyordu. Fakat gönül insanı büyük zat, gıybetçi huzuruna geldiğinde hep iltifat ediyor; "Gel bakalım benim sevgili ortağım!" diyerek karşılıyordu. Bu iltifat gıybetçi adamı insafa getirdi; "Ben bu zatın şurada burada aleyhinde konuştuğum halde o bana hep iltifatta bulunuyor, bundan sonra aleyhinde konuşmamalıyım." diye karar aldı. Ne var ki, bu karardan sonra o zatın huzuruna vardığında eskiden gördüğü iltifatı artık göremez oldu. "Gel bakalım benim ortağım!" gibi iltifatlarla baş köşeye çağırmıyordu. Bunun sebebini merak ederek bir gün sordu: "Efendi hazretleri, bize gösterdiğiniz iltifatı artık göstermiyorsunuz, eski muhabbet kalmadı gibi geliyor bana. Sebebi nedir acaba?"
Maneviyat büyüğü tebessüm ederek açıkladı, iltifat eksikliğinin sebebini: "Eskiden bir ticari ortaklığımız vardı. Şimdilerde o ortaklık bitti; iltifat da gitti."
"Ne ortaklığı. Ben öyle bir ortaklığın farkında değilim." deyince de şu açıklamayı yaptı büyük zat: "Çünkü; sen şurada burada benim aleyhimde konuşuyordun; bu sözlerini bana getirenlere karşı ben de gıybetine gıybetle karşılık vermemeye gayret ediyor, sabretmeyi tercih ediyordum. Bu sabrımın karşılığı olarak benim günahlarım senin defterine, senin sevapların da benim defterime yazılıyordu. Böyle bir ticari ortaklığımız oluşmuştu seninle. Şimdilerde ise sen benim aleyhimde artık konuşmuyor, gıybetimi yapmıyorsun, bu sebeple senin sevapların bana, benim günahlarım da sana yazılmıyor. Böylece ortaklığımız bitmiş bulunuyor, iltifata gerek kalmıyor.."
Gıybetçi adam düşünmeye başladı: "Sahiden gıybetçinin durumu böyle mi?" diye üsteleyince maneviyat büyüğü açıklamasına şu misali de ilave etti:
"İmam-ı Şarani Hazretleri diyor ki: Ben ille de birinin gıybetini yapacak olsam önce anamın babamın gıybetini yapardım. Çünkü gıybet yapan insan, önce kendi sevaplarını gıybetini yaptığı adama bağışlamış olur, sonra da onun günahlarını kendi üzerine yüklenmiş sayılır. Ben ise önce anama babama sevaplarımı bağışlamak ister, sonra onların günahlarını yüklenmeyi tercih ederdim!"
Düşünmeye başlayan gıybetçinin aklı başına geldi de dedi ki: "Madem durum böyle. Bundan sonra ben kimsenin gıybetini yapmayacağım; ama herkes benim gıybetimi yapabilir, varsa gıybetimi yapacak buyursun yapsın. Böyle bir ortaklığa ben hazırım.."
13 Haziran 2008 Cuma
Vişneli ve Çikolata Parçacıklı Kümbet Pasta
)+_080517_141754.jpg)
Malzemeler
4 yumurta
4 kahve fincanı un
3 kahve fincanı şeker
2 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
Kreması için;
200 gr margarin
1 su bardağı+2 yemek kaşığı un
12 çorba kaşığı toz şeker
1 litre süt
1 paket vanilya
(Ben krema olarak vişne ve çikolata parçacıklı puding kullandım)
Sosu için;
2 çorba kaşığı margarin
4 çorba kaşığı şeker
3 çorba kaşığı kakao
1/2 su bardağı süt ya da su
(Ben hazır çikolata sosu kullandım )
Yapılışı:Yumurtaları şekerle iyice çırpıyoruz,kakaosunu ,ununu ve kabartma tozunu da ilave edeip tekrar çırpıyoruz ve yağlanmış kelepçeli kalıbımıza döküyoruz 180 derecede pişiriyoruz.
Soğuyan keki ikiye bölüyoruz,üst parçasını çukur bir kasenin içine yerleştiriyoruz diğer tarafdan ya kremayı pişirip ılındıktan sonra kekimizin içine döküyoruz ya da benim yaptığım gibi pudingimizi tarifine göre pişirip kekimizin içine döküyoruz. Diğer kek parçasını da üzerine kapatıp ya buzlukta ya da dolapta en az 4 saat bekletiyoruz.Ben akşamdan hazılayıp bir gece buzlukta beklettim,
Servis tabağımıza pastamızı ters çeviriyoruz ve sosunu pişirip ılık olarak pastamızın üzerine döküyoruz ya da bu sefer benim yaptığım gibi hazır çikolata sosunu tarifine göre pişirip dökebilirsiniz.Dövülmüş fındık ve damla çikolata ile süsleyerek servis yapılmaya hazırdır...
Dediğim gibi süsleme işi biraz canımı sıksada pastam gerçekten lezzetli olmuştu
Afiyet Olsun...
Denemenizi tavsiye ederim bu şahane pastayı
10 Haziran 2008 Salı
Minik Turta..
)+_080517_141553.jpg)
Bu minik turtacıklar Doğum günü sofram dan yapımı kolay yemesi keyifli bir tarif kızlar çok sevmişler turtalarımı bakalım sizlerde sevecekmisiniz geçelim tarifimize;
Malzemeler:
125 gr margarin
1 çay bardağı pudra şekeri
2 yumurta (1 bütün birinin sarısı ayrı )
1 paket kaqbartma tozu
1 paket vanilya
1/2 kase çilek reçeli ya da sevdiğiniz başka bir reçel
aldığı kadar un (azar azar ilave edilecek)
Yapılışı:Margarin ve pudra şekeri iyice karıştırılır,yumurtalar ileve edilir ve yavaş yavaş unu ilave edilir,kabarma tozu ve vanilyasıda ilave edilerek güzel yumuşak bir hamur elde edilir (ele yapışmayacak )
Hamuru merdane yardımıyla açıp,çay bardağıyla yuvarlak şekiller kesiyoruz ve yuvarlakların kenarlarına yumurta sarısı sürüyoruz kalan hamurlardan elimizle simit yapar gibi yuvarlak bir şekil yapıp yumurta sarısı sürdüğümüz şeklimizi
n kenarlarına yapıştırıyoruz.180 derecede 20 -25 dk pişiriyoruz (fazla kızarmamalı)
fırından çıkardığımız turtaların ortalarına reçel(marmelatda olabilr) sürüyoruz,artık servise hazır...
Afiyet olsun....
6 Haziran 2008 Cuma
Hayırlı Cumalar ve Düğme Kurabiye...
çayla güzel bir arkadaşlığı olsada ,kahveylede sıkı bir dostluğu var bu düğmeciklerin...
geçelim tarifimize;
Malzemeler:150 gr margarin
2 yumurta sarısı (akları üzeri için )
2 bardak un
1 paket vanilya
2 tepeleme çorba kaşığı pudra şekeri
Üzeri için;
yumurta akı ve toz şeker
Yapılışı:Oda ısısındaki margarini,yumurta sarılarını ve pudra şekerini iyice birbirine yediriyoruz.Ununu ve vanilyasını ilave ederek iyice yoğuruyoruz.Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde ( daha küçükde olabilir) parçalar kopartıp yuvarlıyoruz önce yumurta akınına sonra toz şekere bulayıp,yağlanmış tepsiye diziyoruz 180 derecede 20 dk kadar pişiriyoruz.Fazla kızarmaması gerekiyor hafif beyazımsı olmalı..
Afiyet olsun...
4 Haziran 2008 Çarşamba
Taze Soğanlı Patates Mücveri...
)+_080505_135608.jpg)
Sofra keyfimiz ...Mütevazi soframız da yayınlamadığım son tarifim olur kendileri geçelim tarifimize;
Malzemeler:4 -5 adet orta büyüklükte patates
5 yumurta
3 tepeleme yemek kaşığı un
1.5 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kırmızıbiber
5 -6 adet ince doğranmış taze soğan
)+_080505_135341.jpg)
Yapılışı: Patatesleri rendeleyip iyice suyunu sıkıyoruz,karıştırma kapına alıp, içine yumurtalarını kırıyoruz ve karıştırıyoruz,taze soğanını ununu ve baharatlarınıda ilave edip iyice karıştırıyoruz.Teflon tavada az yağ ile alt-üst ederek pişiriyoruz.İstenirse küçük parçalar halinde yapılarakda kızartılınabilir....
Afiyet olsun...
20 Mayıs 2008 Salı
Doğum günü sofram ve kısa bir ara...
Bu sofradaki lezzetleri kardeşimin doğum günü için kendi ellerimle hazırladım.Daha güzellerini de hazırlamak isterdim fakat dersaneye gitmem gerektiği için akşamdan hazırlık yapmak zorunda kaldım sabah pastamın sosunu ve süslemesini yapabildim ancak...Resim pek net değil artık elimizdekilerle idare edeceğiz napalım...
Kızlar güzel vakit geçirmişler,memnun kalmışlar hazırladıklarımdan...
gelelim menümüze;
1-Galeta unlu poğaça
2-Düğme kurabiye
3-Minik turta
4-Kısır
5-Kümbet pasta
6-Damla çikolatalı kek
7-Yoğurtlu biber kızartması
8-Zeytinyağlı fasulye
işte bu kadar önümüzdeki günlerde tariflerimi sizlerle paylaşacağım kısa bir mola veriyorum on gün kadar sınavlarıma kaldığı için biraz çalışmam lazım malumunuz çalışmadan mezun olunmuyor,sizleri seviyorum afiyetle kalın...
14 Mayıs 2008 Çarşamba
13 MAYIS benim doğum günüm ÇOOOK TEŞEKKÜR EDERİM EMEĞİ GEÇENLERE....
12 Mayıs 2008 Pazartesi
Arpa Şehriye Salatası...
Denemediyseniz hala deneyin bence arpa şehriyenin kalbini kırmayın :))
Geçelim basit ama lezzetli tarifimize;
)+_080505_140019.jpg)
Yapılışı:Arpa şehriyelerimizi haşlıyoruz ve süzüyoruz,karıştırma kabımızın içine şehriyelerimizi alıyoruz ,yoğurdunu,mayonezini,tuzunu,ince kıyılmış dereotunu ilave edip bir güzel karıştırıyoruz.11 Mayıs 2008 Pazar
Anneler Günü Hikayesi

Matriyarkal (anaerkil) düzenin hüküm sürdüğü tarihin ilkçağlarından bu yana
Patriyarkal düzenin yerleşmeye başlaması zaman zaman kutlamaların içeriğinin
Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü'dür. Anneler Günü evrensel bir
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği
Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın
Yaşama küstü.
Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi.
Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis'in bu durumunu yakından
Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı
Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti.
sini gözyaşları ile değil, severek anmaya başladı.
Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti "Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim." dedi.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi.
Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.
Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı. Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır.
Türk Kadınlar Birliği'nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir.
Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz...
8 Mayıs 2008 Perşembe
KOSKOLAY KARIŞIK PİZZA
iki hafta evvel kızartmak için fırından hamur almıştık annem bir güzel yapmış bizde afiyetle yemiştik o günden kalma yaklaşık bir adet ekmek hamurumuz vardı buzdolabında değerlenmeyi bekleyen...
bir iki gün dolapta bekledikten sonra haftanın ortalarında gel bakalım hamur sen dedik ve güzel bir pizza yaptık afiyetle de yedik...
gelelim herkesin bildiği kolay pizza tarifine;
Not:Hamurunu bizzat kendimin yaptığı pizza tariflerimde vardır...
Malzemeler
1 adet ekmek hamuru
2 yumurta
1/2 su bardağı sıvı yağ
tuz,karabiber,kırmızı biber
1/4 bardak çekirdekleri çıkarılmış ve doğranmış siyah zeytin
1-2 doğranmış sivri biber
1/2 kase doğranmış yeşil soğan
1-2 yemek kaşığı domates veya biber salçası
birkaç dilim sucuk
1/2 bardak süt
birkaç parça küp şeklinde kesilmiş tereyağı
Yapılışı:Fırın tepsimizi bir güzel yağlıyoruz,ekmek hamurumuza biraz un ilavesiyle merdane ile açıyoruz,yağlanmış tepsiye bir güzel yerleştiriyoruz.Bir kasenin içine yumurtalarımızı kırıyoruz,sütümüzü,baharatlarımızı,sııvıyağımızı koyup iyice çırpıyoruz.
Başka bir kasenin içine salçamızı alıp içine ya biraz su ya da süt koyarak açıyoruz.
Hamurumuzun üzerine salçalı suyumuzun yarısını döküyoruz her tarafına yayıyoruz,yumurtalı sosumuzun yarısına döküyoruz,taze soğanı,domatesi,biberleri,zeytini güzelce yayıp sucuklarımızı diziyoruz ve yumurtalı harcımızın kalan kısmını üzerlerine döküyoruz,salçamızın kalan kısmınıda döküp küp tereyağlarımızı aralıklarla pizzamızın üzerine koyuyoruz,
Önceden ısıtığımız 180 derece fırına veriyoruz,
üzeri kızarana kadar pişiriyoruz yaklaşık20 -25 dk
Afiyet olsun...
6 Mayıs 2008 Salı
Sofra keyfimiz ...Mütevazi soframız
tarifleri önümüzdeki günlerde sizlerle buluşturacağım şimdilik bu kadar
keyifle ve mutlu kalın....
1 Mayıs 2008 Perşembe
PORTAKAL REÇELİ...
1 - 1.5 kilo toz şeker (AĞIZ TADINIZA GÖRE)
yarım limon suyu

Soğuyan reçelimizi kavanozlara alıp ağzını sıkıca kapatıyoruz,Hem kahvaltıda hem ani tatlı krizlerinde iyi gelen lezzetli bir reçel...
Dilimli olarak da hazırlanabilir dilimli olduğunda tam bir tatlı havasında oluyor üzerine kaymak ilavesiyle mükemmel oluyor mükemmel Annemmin ellerine sağlık sağolosun nefis reçel yapar kendileri.... (annem diye demiyorum)
istenirse reçelimizin içine 1-2 tane karanfil konulabilir....
27 Nisan 2008 Pazar
Kağıda pasta ( ÇİKOLATALI MUFFİN )
Pişen keklerin üzerine sıcak olan kremadan dökülür ve afiyetle yenilir...
24 Nisan 2008 Perşembe
ONBİRİNCİ GÜN...

— Günahların, başındaki saçlar kadardır!. İnşallah affedilir!.
— Günahların, başındaki saçlar kadardır!.
21 Nisan 2008 Pazartesi
PRENSES SOSLU ISLAK KEK...
Malzemeler
3 yumurta
1.5 su bardağı tozşeker
1 su bardağı sıvıyağ
1.5 su bardağı süt
1 paket vanilya
1 paket kabartmatozu
3 çorba kaşığı dolusu kakao
aldığı kadar un
Prenses sosu için;
2 yemek kaşığı dolusu kakao
100 gr erimiş margarin
5 kaşık pudra şekeri
2 yumurta
Islatmak için;
1 bardak süt
Yapılışı: Bütün malzemeler çırpılır ve 150 derecede pişirilir.Pişen kek süt ile ıslatılır.Sosunu hazırlamak için margarini,pudra şekerini yumurtalar bir güzel mikserle çırpıyoruz ve kakaosunu da ilave edip 5 dakika mikserliyoruz.Iınan kekimizin üzerine sosumuzu döküp bir güzel servis ediyoruz.
Afiyet olsun şahane oluyor...
17 Nisan 2008 Perşembe
REZENE

MAYDANOZGİLLER (Apiaceae) familyasından kokulu otsu bitki. Raziyene olarak da bilinir. Anayurdu Güney Avrupa ve Anadolu’dur. Hoş kokulu tohumları için ABD’de, İngiltere’de ve Avrupa’nın ılıman kesimlerinde tarımı yapılır.
Türkiye’de doğal olarak yetişmesine karşın ekimi yapılmaz. Rezene çoğunlukla bir metreye kadar boy atan çok yıllık bir bitkidir. İpliksi bir görünüm sergileyen ince parçalı yaprakları vardır. Küçük ve sarı renkli çiçekleri şemsiyemsi salkımlarda toplanmıştır. Yeşilimsi ya da sarımsı kahverengi tohumları silindir biçimli ve hafif kıvrıktır, sırtında da beş yatık çıkıntı bulunur. Bunlar her ne kadar tohuma benzerse de, aslında botanik bilimi bakımından tohum değil, meyve olarak kabul edilir.

Tarihte rezene
Rezene klasik Yunanca’da Marath (w)on adını alırken (Maratuwo biçiminde yazılır) bir zamanlar adını verdiği Attika Ovası’nda bolca yetişirdi. Burası M.Ö. 490’da, Yunan komutanı Miltiades’in Pers saldırısını geri püskürttüğü ve er Pheidippides’in (diğer adı Ariston) zafer müjdesiyle Marathon’dan Atina’ya 40 km’lik koşuyu gerçekleştirdiği ovadır. Marathon sözcüğünde aynı zamanda, insanoğlunun ateşi keşfedip, yemek pişirmeyi buluşunun kökenindeki söylence vardır. Çünkü Prometheus, tanrılardan çaldığı içten içe yanan bu paha biçilmez nimeti, dev bir rezenenin içinde getirir.
En eski kültür bitkilerinden biri olan Rezene, Romalılar tarafından da iyi değerlendirilmişti. “Bir gladyatörün güçlü ve haşin olmasını istiyorsanız, yemeklerine rezene katın. Eğer o savaşır ve yenilirse ölüsüne rezeneden çelenk takın.” Uzun ziyafetler döneminde Romalı savaşçılar sağlıklarını korumak, kadınları ise şişmanlığı önlemek için rezene yerlerdi. Çünkü tohumları gaz söktürücü olarak kullanılan ve genç sürgünleri ise sebze olarak yenen rezene, koku vermek amacıyla da şekerleme likör, pasta ve ilaçlarda kullanılırdı. Sonradan bu uçucu yağ-katı yağ, sabun ve parfüm sanayinde de kullanılmaya başlandı.
Kullanım alanları
Rezene halk arasında gaz söktürücü, mideyi ve gözü kuvvetlendirici olarak kullanılır. Süt artırıcı etkisi sayesinde annelerin severek kullandığı rezenenin yaprağı, yara iyi edici, kökü ise idrar çoğaltan bir işleve sahiptir. Uçucu yağ ve katı yağ çıkarıldıktan sonra kalan küspe, yüzde 22 kadar albümin ve değerli enzimler taşıdığından çiftlik hayvanları için iyi bir gıdadır. Rezene kökü, sap ve yaprakları aroma ve dayanıklılık sağladığından, turşuculukta geniş ölçekte kullanılır. Bu etkileri eski Mısır ve eski Mezopotamya’da da bilinirdi. Nitekim rezene, eski Mısır ve eski Mezopotamya’da “Materia Medica”larında kayıtlıydı. Anglosaksonlar ise şeytana karşı olan gücü nedeniyle rezeneyi dokuz yararlı ottan biri sayardı. İmparator Şarl iyileştirici özelliklerinden ötürü 812 yılında rezenenin imparatorluk bahçesi için gerekli olduğunu söylemişti. Yine İngiltere Kralı II. Edward’ın doktoru olan Gaddesdenli John (1280 -1361) körlük tedavisinde, rezene ve maydanoz şarabı kullanılabileceğini gösterdi.
Yemek kültürleri içinde, rezene tohumları soslar, balık yemekleri ve ekmekte kullanılırken yeni sürgünleri kış salatalarında değerlendirilirdi. Özellikle Hint yemeklerinin sonunda rezene içeren bir çay, ağır besinlerin sindirimine yardımcı olduğundan tercih edilirken, Floransa’da kökü, çiğ olarak dilinip ya da rendelenerek salata ve sandviçlere konurdu. Bileşimindeki uçucu ve katı yağların yanı sıra, albüminli maddeler nişasta, provitamin, flavonlar, bergoptan ve storin içerikli cumarin bulunan rezene, iştahsızlık, sindirim zorlukları ve safra kesesi rahatsızlıklarına karşı etkisiyle, kronik mide mukoza iltihabına karşı başarıyla kullanılan bir bitkidir. Rezene çayı, bu bakımdan çok faydalıdır. Ayrıca iştah açıcı olarak yemeklerden yarım saat önce, sindirimi uyarmak ve şişkinliği gidermek için ise yemekten sonra, tatlandırılmadan tüketilmelidir.
Göz banyoları için ise 1-2 yemek kaşığı rezene tohumu havanda hafifçe ezilir, bir litre kaynar suyla haşlandıktan sonra, büyük bir havluyla baş örtülür ve gözler 5-10 dakika boyunca bu buhar banyosundan yararlandırılır. Rezene, bileşimindeki katı ve uçucu yağlar nedeniyle etkin olduğundan, bu banyo ısıtılarak ikinci kez, aynı amaçla kullanılabilir
Rezene Mücveri...

Kaşıkla aldığımız malzemeyi kızgın yağın içine bırakıp bir güzel kızartıyoruz.
Sıcak Sıcak afiyetle yenmeye hazır bizim evde rezene zamanı mutlaka yapılır ailecek severiz...
bence deneyin sağlıklı ve lezzetli ( kızartıyoruz ama onu artık mazur görücez napalım çiğ çiğ yenemeyeceğine göre) :) :)
Uzun zamandır paylaşmak istiyordum bugün kısmet oldu...Faydalarını eklemek istedim ne yediğimizi bilelim diye seveceğinizi umuyorum...
12 Nisan 2008 Cumartesi
burçlar ve korkuları ...

KOÇ : Hedef bulamama, tartışacak kişi yada konu bulamama korkusu.
BOĞA : Huzur bulamama korkusu, huzurun bozulması korkusu.
İKİZLER : Bilgi verme ve bilgi alma işlevini sürdürememek, ellerini ve konuşma yeteneğini kaybetme korkusu.
YENGEÇ : Başına bela gelme korkusu. Başına herşey gelebilme ihtimali korkusu.
ASLAN : İzleyici bulamama korkusu. Kendini alkışlamak zorunda kalma korkusu.
BAŞAK : Belaya bulaşma, hastalığa bulaşma, hastalığın bulaşması korkusu.
TERAZİ : Popüler bir partner bulamama, popüler olamama korkusu.
Tartışma korkusu.
AKREP : Güçsüz kalma korkusu, gücünü kaybetme korkusu.
YAY : Bilgi bulamama, duygu ve düşüncelerini aktaracak kişi bulamama korkusu.
OĞLAK : Başkaları ne der korkusu. Parasız kalma korkusu.
KOVA : Yalnız kalma korkusu. Sıradanlaşma korkusu.
BALIK : Partner olmadan yalnız kalma korkusu, duygusal ifadeyi aktaramama korkusu.
Burçlara Göre Korku ödülleri dağıtılsa !En korkak burç ödülü : YENGEÇ'lerin.
En Çekingen burç ödülü : BAŞAK'ların.
Lütfen çekingenlik, korkuyla karıştırılmasın.
Korkmaktan en çok korkan burç ödülü : KOÇ'ların.
En korkusuz olduğunu bıkmadan dile getiren burç ödülü : AKREP'lerin.
7 Nisan 2008 Pazartesi
İncirli Portakallı Turta...
tarifimize geçmeden önce baya maceralı bir turta yapımı yaşadık o gün önce onu anlatayım sizlere ( geçen perşembe ) turtamızı yapıp fırına koymuş ve galeta unlu poğaça hamurumu yoğurup dinlenmeye bırakmıştım baktım ki mutfak dağılmış bulaşıkları toplayayım dedim dolaba kaldırırken bardakları güzide bir fincanımız elimden kayıvermesin mi bende akıllı attım elimi toplayacam ya bir güzel kesdim elimi tam başbarmağımın başlangıç yerinden Allah'a şükür sol elimdi yoksa yanmıştım bir hafta sonra sınav vardı ya kalem tutamazdım...
tabi hemen annem geldi panik yapmaya ben diyorum bişet yok o diyor dikişlik bu dilkişlik neyse babam geldi gittik devlet hastanesine doktor temiz tut kapanır yaran dikişe gerek yok dedi dünyalar benim oldu yaptılar bir pansuman ( poğaçalarıda yapadık sanmayın sakın babamın gelmesini beklerken kardeşime tarif ettim o yaptı ve pişirdi )
geldik eve demledi kardeşim çayı oturduk afiyetle yedik turtamızı ve poğaçalarımızı elimi suya sokmadığım yara kapandı şimdi kabuk tutmak üzere çok şükür ki daha kötü birşey olmadı herşeyde vardır bir hayır...
geçelim tarifimize;
Malzemeler
1 paket kabartmatozu,1 paket vanilya
1 paket erimiş margarin
1.5 su bardağı pudra şekeri
Aldığı kadar un
1 çay bardağı portakal reçeli
incir reçelinin suyu 1 su bardağına yakındı (incirlerini önceden höpürdetmiştik ..)
Afiyetle yenmeye hazır oluyor... hem evdeki reçeller değerlendiriliyor hem bir
tatlı krizi daha sonlanıyor...
)+_080501_135054.jpg)
)+_080505_135742.jpg)




